28 Şubat 2011 Pazartesi

Kırk

Dün kızımızın kırkıydı.Özel bir şey yapmadım pek çok adet var duydum ama bizim ailede bugüne has bir şey yok.Sadece sabah kahvaltısına babaannesine gittik ve de akşam banyo yaptırdık.İlk gittiğimiz ev olması açısından ve kayınvalidemle sorunları neredeyse halletmiş olduğumuzdan dolayı önemliydi.Aslında aramızda sorun yoktu daha çok ben sorunluydum:)

Dün kayınvalidem annesi çok iyi bakmış falan demiş kocama.Bana da dedi.Kızımı kokladı annesi çok iyi bakıyor dedi.Huzur buldum.

Annem kızın artık kırkı çıktı düzene oturtmalısın dedi.Strese girdim çünkü bizim kız biraz kucakçı.Hatta direk söyleyeyim me.meci.Uyanıkken öyle yattığı yerde yatan bebeklerden değil daha doğrusu odada kimse yokken yatıyor ama bizden birini görmüşse basıyor çığlığı,ağlıyor filan.Ona doğru yaklaştığımda hemen susuyor hani anlıyor ya kucağa alınacağını.Orada durup kucağıma almazsam çığlık tekrar başlıyor.Öyle de uyanık yani:))

Bir gün dışardan geldik kızı oturma odasına yatırdım içerde kocamla aldıklarımızı yerleştiriyorduk.Bir an oturma odasına girdim birden kızla gözgöze geldik.Koca koca gözlerini bana dikmiş bakıyordu bense ağlama ya da bağırtı olmadığı için uyuyor diye düşünüyordum.Birden korktum hatta:)

Kucağıma aldığımda da mutlaka me.me istiyor ya da omzuma alıp sırtını pıt pıtlıyorum.Öyle uyuyakalıyor biraz sonra hop yerine yatırıyorum tam dalmamışsa uyanıp tekrar bağırıyor.

Bence sorun yok hatta her me.me verdiğimde susuyor olması rahatlık.Bir tür emziğim anlayacağınız.39. gün akşam yemeğe gittik kocam ve kızımla.Orada ana kucağında biraz durdu sonra bastı yaygarayı. Aldım kucağıma, emzirme önlüğümü taktım o emerken ben yemek yedim.Yalancı memeye alışmış olsa verirdim ağzına ama buna da şükür.

Annemse bir düzeni olmalı diyor ki haklı sanırım.Yattığı yerde yatmalı diyor.Karnı toksa, altı temizse bıraktığın yerde kendi kendine oynamalı,durmalı diyor.Aksi takdirde sen kapıyı bile açamazsın, tuvalete gidemezsin,yemek yapamazsın diyor.Ki haklı.Ben sizi bırakırdım dururdunuz diye ekliyor.

E nasıl yapıcaz diyorum.Gerekirse ağlasın diyor ,ağlamak ciğerlerini açarmış.Ühü.Ağlasın da ben dayanamıyorum ki.E ama hakikaten de bir düzen olmalı.Kızım tokken yanımda yatmalı diğer bebekler gibi.Sosyal hayatıma devam edebilmem için bu şart,kızım için de daha sağlıklı sanırım.Sonuçta onu kucağıma alıp seviyorum, emziriyorum,konuşuyorum ama kendi kendine de zaman gerçirebilmeli.Di mi?

Hem kucakçı olduğundan ötürü anakucağına da oturmuyor.Araba yolculuklarında ya kızı patlatana kadar ağlatacağız ya da kucağımızda emzireceğiz.Bilin bakalım hangisini yapmak zorunda kaldım.Ne kadar tehlikeli,ne kadar yanlış.

Ben öyle on dakika ağlatıp bir şeyler öğretmek istemiyorum.Yavaş yavaş düzen oturtmaya çalışacağım.Bu konuda bir kaç fikrim var aslında.

1.Hergün banyo yaptıracağım.Böyle olduğunda düzenli uyuyor.Aynı saatte uyanıyor aynı satte emiyor falan.Aslında şu an bir gün bir günü tutmuyor.Mesela bugün sabah beri uyuyor ama dün mesela gündüz neredeyse hiç uyumadı.Ama bunun sebebi bence günaşırı yıkıyor olmam.Umarım umduğum gibi olur.

2.Ben öyle on dakika ağlatarak bir şeyler öğretemem sanırım.Hani büyük konuşmayayım da.Düzenli uyuma saatleri olduktan sonra emdirip yerine yatıracağım ağlar ağlamaz yanına gidip pışpışlayıp sakinleştirmeye çalışacağım.Sakinleşmezse her seferinde kucağıma alıp pışpışlayıp susunca geri yatıracağım.Bu süre gün gün uzayacak mesela ilk gün bir dakikada pes edeceksem ertesi gün beş dakikada pes edeceğim:)

3.Kızımı odada bana sırtı dönük vaziyette yatırdım.Koltuğa bakıyor kuzum.Mesela biraz önce ağlayarak utyandı yanına oturdum sakinleşmedi, pışpışladım falan yok kucağıma aldım yine yok e ben de emzirdim.Emzirme bitince bir dakika kucağımda tuttum sonra yerine yatırdım.Maşallah tam üç dakikadır kendi kendine yatıyor.

4.Sıcak su torbalarıyla yattığı yeri ısıtacağım.Bunu bugün keşfettim.Kızı alıyorum sıcak yatağından emerken kucağımda ısınıyor sonra hop soğuk yere yatırıyorum.Kucaklarken sıcak su torbasını yattığı yere bırakıyorum.

Şimdi mıkırdanmaya başladı.Sanırım uyku sersemiydi uyanınca beni istiyor.Yanına gidip pışpışlayacağım bakalım.

Bu arada bu konuda bana birileri yol gösterirse çok sevinirim.

24 Şubat 2011 Perşembe

 Bu ayakların sahibi bugün ikinci aşısını oldu.İlki hastanede olmuştu ve babası götürüp getirdiğinden ben hiç etkilenmemiştim.Bugün sağlık ocağında ikinci doz hepatit aşısını vurulan kızım ağlarken ben de ağlamamak için zor tuttum kendimi.Şimdi önümüzde ikinci ay sonu verem aşısı var ki hepatitden daha kötü bir aşı üç gün yıkamamak gerekiyor ,ateş falan yapabiliyormuş.Kızımın manyak annesini stres sardı:)

Bugün misafir geldi.Bilin kim:) Evet bildiniz 'ısrarcı'.Bu kez de annesiyle geldi.Bir şeyin suyu bu kadar çıkarılır:)) Sabah kızımın üstü başı batmış ben pür telaş değiştirmeye çalışıyorum telefon çaldı.Belki önemli olabilir diye ter içinde koşup baktım ki bizim ısrarcı.Daha önce de aramıştı ve açmamıştım bu kez geri aradım.Nasılsın dediğinde durumu anlattım hatta biraz da abarttım, kızım tüm gün emiyor yerimden kalkamıyorum, gecem gündüzüm karıştı filan dedim.Bu durumda biz dörtte geliyoruz demesini beklemiyordum açıkçası.Buyrun dedim tabi.

Kocamı aradım geldi küçük kucakçıyı tuttu ben bir tabak içine kek börek(hazır alınmış) koydum çay demledim, evi toparladım, oturma odasını süpürdüm filan.Onlar geldiğinde kapıyı nasıl açarımı düşünürken kızımın yattığı bir anda geldiler çok şükür.Bir saat oturdular ve itiraf edeyim ki güzel geçti.

Gece çok kötüydü.Yine güneşin doğuşunu seyrettik:) Doğal olarak şu an uyuyor kendisi.Geceye güç topluyor sanırım:))Neyse ki bugün banyo günü;)

21 Şubat 2011 Pazartesi

Hava su

Bu pazar kızımızın kırkı.Çok heyecanlıyım.O gün mutlaka dışarı çıkarmalıymışız.Valla ben dünden razıyım.Gidecek bir sürü yer geçiyor aklımdan.Alt değiştirme ve emzirme için gerekenleri çantama koydum bir çift de üst baş almayı unutmazsam süper olacak.Umarım gerek olmaz ve umarım elim ayağıma dolaşmaz.

Kızımız emziğe alışmış olsaydı herşey daha kolay olurdu ama bizim akıllı kızımız bir türlü emzik almıyor.Ya da beceriksiz anne babası emziğe alıştıramıyor bilmiyorum:)Beş farklı çeşit emzik aldık, en ucuzundan en pahalısına.Bakkal emziği alın dediler gidip bakkaldan bile emzik aldık:))Pekmeze batırıp veriyoruz pekmezi yalayıp bitirince hop tükürüyor emziği:) Pekmezsiz zaten asla almıyor midesi bulanıyor öğürüyor falan:)))

Bu akşam patlıcan tava ve bulgur pilavı yapmıştım.Çok seviyoruz bu yemekleri.Neredeyse her hafta yapıyorum.Yarın için ise Antep usulü etli kuru patlıcan dolması yapmaya karar verdim.Kızımın mem,e bağımlısı olduğu düşünülürse çok iddialı bir seçim oldu tabi.Akşam patlıcanları yıkadım, kıymayı derin dondurucudan çıkardım.Dolmaların altına da biraz kemikli et dizmeyi planlıyorum.Hımmm..Sabahın köründe kızım uyanmadan önce içini hazırlayıp dolmaları doldurabilirsem süper olacak.Sabah sabah yemek yapmayı sevmiyorum aslında ama napalım;)

Aslında geçen pazar zeytinyağlı dolma ve kurabiye yapmak istiyordum bir türlü olmadı.Kurabiyeler ani gelen misafirler için zeytinyağlı dolma ise ayaküstü yenen öğle yemekleri için bana.Portakal Ağacı'ndan tarifini aldığım çay kurabiyesini yapmak istiyorum.

Bir de ailemize ait yöresel bir tarif var belki de o kurabiyeyi yaparım.Anneanne kurabiyesi diye adlandırdığım bu kurabiye çok uzun süre dayandığı için tercih sebebi.Haftaya kayınvalidem bir arkadaşıyla bize gelecek sanırım o yüzden bu haftasonu ya da en geç pazartesi planlarımı mutlaka hayata geçirmeliyim.Bakalım.

Karadağlar dizisine bayılıyorum.Kızım yanda uyuyor dizi bitince kaldırıp yatak odasına taşıyacağım.İyi geceler..



20 Şubat 2011 Pazar

Dedikoducu anne

Bu doğum döneminde bir insanın her zaman akıllı insanlarla dost olması gerektiğini bir kez daha yaşayarak öğrendim.Benim daha önce de bu blogda defalarca bahsettiğim , devamlı okurlarımın 'ısrarcı' desem hemen hatırlayacakları bir arkadaşım var.

Doğumun olacağı gün ben de geleceğim diye tutturdu.Benim annem, kayınvalidem,babam,kayınpederim var zaten yanımda sen de o gün bir uğrarsın tamam değil mi.Yok illa sabahın köründe gelecek hem de eşiyle birlikte.Rahatsız oldum ama ısrar kıyamet geldi nitekim.

Doğum sonrası bir kadın için hiç rahat bir dönem değil.Böyle etrafınızda bir sürü yabancı olması özellikle de erkek yabancılar rahatsız edici.Benim kanama kontrolüm yapılırken annemle kayınvalidem bile dışarı çıktı bu arkadaşım çıkmadı.

Neyse akşam oldu gitti çok şükür.Ama işkence bitti mi hayır.Doğumdan sonraki hafta tam üç akşam geldi eşiyle birlikte.Benim kayınvalidemle kayınpederimde aynı sayıda geldiler düşünün.Çocuğun dedesi kadar sık gitmek normal mi:)

Yahu ben emzirme denemelerindeyim, gö.ğüslerim ortada,bebeğe alışmaya çalışıyorum,ev anne baba kaynıyor tam yemek saati zır kapı.Bir ailece başbaşa kalamadık.Bir de yatak odama girip oturuyorlar,içerisi nasıl havasız, ben zaten perişanım muhabbet edecek havamda değilim 'ay aşkım,nasılsın bir tanem, hayatım'lı nasıl vıcık bir muhabet, bir sarılıp öpmeler.Bögh geldi,annem,kayınvalidem bile huzursuz ama bir şey diyemiyoruz O da anlamıyor:)

Üçüncü gelişinde kızını da getirdi.Ben de o dönem hastalık takıntısı başlamış bebeğimi kimse görsün istemiyorum.Yatak odasında yatırıyoruz , misafire şöyle bir gösterip odasına alıyoruz.Kayınvalidem bebeğin yanına gitmek için ayaklanıyor bizimki kızıyla ondan önce koşuyor.Beni bir huzursuz etti, bir rahatsız etti anlatamam.

Kızı televizyondan korkuyor- bahsetmiştim-, annemin de devamlı seyrettiği dizileri var.Çocuk geldi oturdu televizyonu kapatın dedi.Ben de annemin dizileri var dedim arkadaşım kızını iknaya çalışacağına 'e o zaman biz mutfağa geçelim' dedi.Ya Allahım.Yok dedik olur mu kapattık televizyonu.Küçük cadı nasıl mutlu, nasıl bıcır bıcır.Tv kapanınca tüm ilgi kendinde toplanıyor.Korkmak falan hikaye, çocuk kanallarını açıp seyrediyor kendi çizgi filmi bitince kapattırıyor çünkü.Neyse birazdan kayınpeder geldi o hiç takmaz böyle şeyleri tak açtı televizyonu:)

O ara bebeğim ağladı ben emzirmeye koştum.Bitti odaya geri dönüyorum bir baktım arkadaşım kızıyla mutfağa geçmiş kocam da mecburen onunla oturuyor.Annemler, kayınpederler ve arkadaşın kocası oturma odasında.Koridorda bağırıyor bana illa buraya gel.Yahu ben ameliyatlıyım, mutfak masasına tünemek yerine oturma odasında oturmam daha rahat olmaz mı? Hem kayınvalideme kayınpedere ayıp olmaz mı.Ayıp olur dedim gittim oturma odasına.Ama kocam beş dakikada bir geliyor hadi git ayıp olacak, ya annene ayıp olacak diyorum bir şey olmaz diyor.Sinir içinde geçtim.Gidene kadar orada mutfak sandalyesinde arkadaşım ve kızıyla oturdum.Kayınvalidemler kalkıyoruz dediklerinde onlarla beraber kalktılar.

Sonra ortak bir arkadaşlarımız haber verdi bebeği görmeye geliyoruz diye bunlarda duymuş hemen biz de geliyoruz.Bir postada onlarla geldiler.Nasıl sinir oldum, nasıl yoruldum anlatamam.Annem çok sakinleştirdi beni yoksa cidden kavga edecektim artık.Öyle yıprandım.Sonra bir şekilde-uzun hikaye-kırmadan kendisinden kurtulmayı başardım.Gerçi sonradan annesiyle de gelmek istedi ama bir türlü müsait olamadık filan.

Bu arada başka bir arkadaşım var. Onun da bahsi geçer bu sayfalarda sık sık.Doğumdan sonra -makul bir saatte- hastaneye geldi hediyesini verdi, beni gördü vedalaştı gitti.Doğumdan üç gün sonra telefonla aradı, kurabiye yapmış eve bile çıkmadan aşağıdan eşime teslim edip gitti.O kurabiyeler nasıl makbule geçti anlatamam.Her yiyen tarifini istedi, elimizde ikram çeşidi oldu.On gün sonra falan da gelip yarım saat bir ziyaret etti bizi.Telefonla arayıp bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu bir kaç kez.

Israrcı sabah akşam geldiği için kendini ideal arkadaş olarak görüyor muhtemelen oysa bence ideal olan diğer arkadaşımın yaptığı.İnsana rahatsızlık vermeden yardımcı olmak, yanında olmak da mümkün.Bunları yazdım siz de lütfen doğum yapan arkadaşlarınız varsa benim gibi hissedebileceklerini düşünün, iyilik yapacaksanız bir tencere yemek, misafire ikram edilecek bir kurabiye götürün.Çocuk ve anne kendini toplamadan gitmeyin, giderseniz oraya yerleşmeyin makul bir sürede kalkın, mümkünse lohusa evine erkek misafir götürmeyin.Bir de -ilerde de anlatacağım bir olayda da bahsi geçecek- ağır bir grip geçiriyorken falan bebek görmeye gitmeyin.

Hadi iyi haftasonları:) Anlattım rahatladım:)

18 Şubat 2011 Cuma

Duru kızın blogu

Bugün kızım neredeyse tüm gün kucağımdaydı.Bir saniye bıraksam ağladı.Ben de bırakmadım tabi.Evde Ayşe Abla vardı neyse ki  saolsun bana çay,su falan getirdi:)

Akşama kıyma ve bulgur pilavı yapacaktım ama sadece iki soğan soyabildim.Akşam kayınvalidem kocamı arayıp kayınpederin şehir dışında olduğunu akşam gelip kendisini bize getirmesini istediğini söylemiş.Ben de onlar gelir gelmez kızımı babaannesine bırakıp mutfağa koştum yemeklerimi yaptım.Beraber yedik.Kayınvalidem yemeklerime iltifat etti kalbimi kazandı:) Ben de onun kızımı bol bol kucaklamasına hiç sinir olmadım.Hatta akşam kocam annesini eve bırakırken 'öykücünün lohusa depresyonu bitmiş' demiş:) Ama hala kızımı öperken benim etrafta olmamama özen gösteriyor:)) Akıllı kadın:))))

Şu an kızla babası serilmiş uyuyor.Ben blog yazıp televizyon seyrediyorum.Birazdan kızın altını değiştirip, biraz emzirip yatmayı planlıyorum.

Son olarak alttaki yazılardan birine yorum yapan Duha isimli okur hani sen sadece anne değilsin başka şeylerde yaz mealinde bir şeyler yazmış.Aslında ben de bir kaç gündür böyle düşünüyordum fakat sonra farkettim ki ben hep hayatımı yazıyorum.Yani değişen bir şey yok ya da şöyle demeliyim hayatım değişti ben hala aynıyım,hala hayatımı yazıyorum:) Ben siyasetle, televizyonla falan eskisi kadar ilgilenmiyorum,ilgilenemiyorum.Gazeteleri hergün okuyamıyorum mesela:)Hayatımdaki yegane insanlar kayınvalidem, kızım ve kocam.Son yazılarda bu kişilerin üzerine kurulu zaten:))

Bilmiyorum bu durum değişir mi ,değişirse siz de görürsünüz zaten.Ama bir süre daha bu blog Duru kıza ait gibi görünüyor:)

17 Şubat 2011 Perşembe

Aldım memnun kaldım

Hamilelik döneminde ilk aylar elim bir şey almaya gitmedi.Ama bu araştırmama engel değildi tabi.Bloglar bu konuda gerçekten bir bilgi cenneti.Bizzat kullanıp memnun kalan ya da memnun kalmayan bir kadın yazıyor çünkü.Hani bu işten bir çıkarı da olmadığını düşünürsek cidden anlamlı.Ben de blog dünyasına borcumu kendi 'aldım memnun kaldım' yazımı yazarak ödemek istiyorum.

Beğeni  değil aklıma gelme sırasına göre yazıyorum:

1.Mothercare emzirme yastığı: Bu ürün beni ters köşeye yatırdı.Tüm ukalalığımla 'ay çok gereksiz' dediğim bir üründü.Nitekim almadım da.Ama ne zaman emzirme seansları başladı, ne zaman kollarım, belim koptu aklıma düştü yastık.Gece kalk kızın çığlıklarından elin ayağına dolanmışken bir yastık bul, onu doğru pozisyonda kaymayacak şekilde kolunun altına sıkıştır çocuğu yukarda tutmaya çalış öne eğil öf yani.Yastık geldi rahat ettim.Annem de aldığın en faydalı ürün, herkese söyleyeceğim alsınlar dedi.İki kez onaylandı anlayacağınız.

2.Lansinoh krem: İçim çok rahat değil ancak silinmeden kullanılabiliyor olması çok rahat ettirdi beni.Hamilelik döneminde başlamıştım kullanmaya zeytinyağı ve kantaron yağıyla kombin kullandım.Şimdilerde sadece lansinoh kullanıyorum ama yakında bırakırım gibi geliyor.

3.Mycey emzirme önlüğü: Henüz kızımızla bir kez dışarı çıktık ve onda da emzirmem gerekmiyordu ama kayınpeder, babam falan evdeyken odadan çıkmadan emzirmemi sağladı.Dışarda daha da kullanışlı olacaktır diye düşünüyorum.

4.Can bebe bebek bakım örtüsü: Hayat kurtarıyor:) Her pakette 12 tane örtü var ve tek kullanımlık değil bebek üstüne işeyene kadar kullanılabiliyor buna rağmen kızım (daha yirmi küsür günlük) ikinci pakete geçti bile.Düşünün bu bezler olmasa koltuklar, yatağımız filan kaç kez batacaktı.Altı naylon olduğu için alta sızıntı geçirmiyor.Mutlaka alın.

5.Otribebe burun açıcı:Güzel bir ürün.Yani en azından diğerleri şu balon şeklinde olanlar falan işe yaramıyor diye duyduğum için bunu aldım.Ben beceriksizim, kızımın burun delikleri çok küçük ve kendisi pek inatçı ben ağlamasına dayanamıyorum buna rağmen baya bir burun içi maddesi:) çıkardık.

6.Mothercare çıtçıtlı bodyler: Giydirmesi kolay.Alt değiştirmede pratik değil.Ben kızım çığlık atarken çıt çıtları bir türlü denk getiremiyordum bu sebeple uzun kollu body üzeri pantolona geçmiştim.Hani sadece iki çıtçıtla uğraşırım hesabı ancak günde iki kez tüm üst baş değiştirmeye başladığımdan beri çıt çıtlı bodyler kurtarıcım oldu.

7.Güvenli yatış yastığı: Kızımın yan yatmasını sağlıyor.Çok önemli bence.Markasını hatırlamıyorum ama pek çok markanın var sanırım.

8.Flexibath banyo küveti: Bir düzen manyağı olarak küvetin evde nerede duracağı önemliydi.Bu ürün sayesinde kızımın çekmecesinde duruyor.Memnunum.

9. Sevi bebe banyo filesi: Doğum yapan bir arkadaşımın önerisiyle aldım ama ilk aylarda çok kullanışlı gelmedi bana.Ama arkadaşım ilk aylarda bu ürünle tek başına yıkıyordu bebeğini.Arkadaşımın ikinci çocuğu olduğu notunu düşelim:)

Şimdilik bu kadar ilerde belki devam yazısı yazarım.Yani şu an aklıma bir şey gelmediği için yazıyı burada bitiriyorum:))

16 Şubat 2011 Çarşamba

Duru kızın ilk banyosu

Ben bir şeyi kafaya takarsam takarım:) Bu banyo işinde bir başkasına muhtaç olmak geriyordu beni.Kayınvalidem belki o gün gelemeyecek e kız pis mi uyusun ya da gelip belki erken kalkacak ben uyku düzeni bozulmasın diye 23:00den önce yıkamıyorum kızımı.Yani sonuçta dün kocamı da ikna ettikten sonra uzun bir hazırlanma süreci sonrası kızımı yıkadım.

Şimdi bu süreçten bahsetmek istiyorum.Çünkü kızımı yıkamadan önce ben de internette biraz kaynak aradım bir kaç video buldum.Şimdi ben de kendi tecrübelerimi yazarsam belki bir gün bir ihtiyaç sahibine yardımı olur.Kızım da ilerde okursa annesi kendisi için ne çok uğraşmış görsün:)

Öncelikle küvetine serdiğim fileyi kaldırdım.Küçük parmaklarıyla o fileye tutundukça içim parçalanıyordu ve filenin delikleri parmaklarını sıkıştırabilirdi.File ilerleyen aylarda kesin işime yarayacak ama.Küvetin içine büyük boy bir banyo havlusunu katlayıp yerleştirdim.Yerleştirmeden önce de o havluyu güzelce ısıttım.Odayı, kurulayacağım havlusunu,yeni kıyafetlerini de ısttım.Su ısıtıcısında su ısıtıp ılıttım bir başka kaba da lif ve defne sabununu koyup üzerine yine ılık su ekledim.

Kızımı iyice besledim sonra babası bezini açarak ve yavaşça so.yarak kızımızı uyandırdı.Çıp.lak pek bir zavallıydı yine ama bu kez sorumluluk bende olduğu için o aşırı duygulanma durumum olmadı.Kızımı ısıtılmış havlunun üzerine yatırdım bir elimle başını destekledim.İçi azıcık ılık su dolu kaptaki lifi sabunla iyice köpürtmüş kabın kenarına koymuştum önceden.Kızımın vücudunun ön kısmını güzelce sabunladım.Yüzüne sabun sürmedim.Sonra babası yavaşça su döktü.

Kızımı göğ.sünden tutup çevirdim tek elimle tutarken sırtını ve başını da lifledim.Sonra babası yine su döktü.Püf noktası babası başına su dökerken ben elimle kızımızın yüzünü sıvazladım.Böylece su yutmamış oldu.

Sırtını yıkarken biraz zorlandım.O minik elleriyle küveti yakaladı yine yavrum, korktu.Neyse bu kısmı geçelim.

Sonra hemen ısıtılmış havlusuna sardım.Güzelce kuruladım kucağımda sakinleştirdim.Sonra önceden hazırladığım Can bebe bakım örtüsüne yatırıp güzelce zeytinyağladım.Hafif de masaj yaptım.Sonra babasıyla hemen giydirip bezini bağladık.Kıyafetlerini de sıcak su torbasına sarıp ısıtmıştım zaten,üşümedi.

Sonra biraz em.zirdim ve uyuyan meleğimi yatağına yatırdım.

Küvetin içindeki havluyu, meleğimin havlusunu,lifi hemen makinaya attım.Kapları ve küveti yıkayıp kaldırdım.Allah izin verirse gün aşırı yıkamayı düşünüyorum.Yıkanmak bebeğe kesinlikle çok iyi geliyor çünkü.Daha uzun ve kesintisiz uyuyor.E demek ki daha rahat.

Sabah annemi arayıp haber verdim.O da çok sevindi.Kendimi daha bir anne gibi hissediyorum.Banyo yaptıramıyorken eksikmişim gibiydi.

Bugün hava da çok güzeldi.Güneş varken daha mutluyum.Pis depresyonun benden uzaklaştığını hissettim.

Dün güveç yapmıştım bu öğlen kalanını ısıtıp yedim.Tabi o güveci mesela nasıl yaptım bana sorun.Soğanı doğra içeri koş, patlıcanı doğra içeri koş, patatesi doğra falan derken tüm gün sürdü yapımı.

Dolapta yemek olmasına dikkat ediyorum çünkü günde sadece bir öğün yemek yapacak vaktim oluyor hatta bazen o bile olmuyor:)O öğün akşam yemeği olduğu için öğlen aç kalmam işten bile değil.Annem sağolsun dolaba zeytinyağlı dolma falan koymuş ben de bulgur pilavını bol yapıp bir iki gün idare ediyorum.

Akşama ise kocam hamburger yapacak yarın da ben yumurtalı kıyma yapacağım.Kıymayı biraz bol alıp ertesi gün için de kuru patlıcan dolması doldurabilirim.Yemek konusunu önemsiyorum çünkü evde yemek yokken ev ev gibi gelmiyor.Bir de sağlıklı beslenmezsem Duru kızıma haksızlık ediyormuşum gibi hissediyorum.Kendime kocaman bir liste yaptım gün gün uymuyorum ama en azından yemek konusunda fikir veriyor bana.Alışverişe çıktığımda kısıtlı sürede hemen alıverdiğim malzemelerle gerekirse tüm hafta idare edebiliyorum böylece.

Yuppi

Dün kızımı ilk kez kendim yıkadım.Bloga not düşüyorum:)Emeği geçen herkese özellikle Firdevs'e çok teşekkür ederim.Ayrıntılar  bir beslenme süreci sonrası yine bu sayfada:)

12 Şubat 2011 Cumartesi

Cumartesi gecesi

Bugün kızımızı ikinci kez dışarı çıkardık.İlk sefer doktor kontorlü içindi ve annem yanımızdaydı bu sebeple bence sayılmaz.

Kızımıza bodysinin üzerine babaannesinin ördüğü yeleği ve Sevi bebe kundağı giydirdim.Slingine koydum elime de bir battaniye aldım.Dışarı çıktığımızda slingin üzerinden örttüm.Taş çatlasa on adım atmışızdır genelde arabadaydık:)Kızımız ilk başta biraz ağladı sonra da eve gelene kadar uyudu.Markete de girdik hızla alışveriş bile yaptık.

Yarın babaannesine haber verdim kızımızı yıkayacağız.İçime şimdiden sıkıntısı çöktü.O ağlayan,ıslak haline dayanamıyorum öyle zavallı ,öyle korkmuş ve öyle küçük görünüyor ki.Uf gözlerim yaşardı yine.

Biraz büyüse de ben tek başıma yıkamaya başlasam.Üç aylık filan olsa , ele gelse, belki daha az korksa ya da ben alışsam.Üst baş değiştirmeye alıştım mesela.O da daha az ağlıyor sanki.

Baba kız yan tarafta uyuyorlar şu an.Çok tatlı:)Ben de çok yorgunum dur kocamı kaldırayım da içeri geçelim.İyi geceler sayın okur.

11 Şubat 2011 Cuma

Koşturmaca

Bu dönem kendimle ilgili hiç bir konuda kesin konuşamıyorum ,sağım solum belli olmuyor çünkü ama sanırım kayınvalidemle olan sorunu çözdüm.Dün akşam kızımızı sevmeye geleceklerini söylediler.Buyrun dedik.Onlar geldiğinde hoşgeldiniz dedim öpüştük ve hemen odadan çıktım.O ilk karşılaşma hallerini görmemiş oldum böylece.Kızımın babaannesi ve dedesiyle karşılaşmasına dayanamıyorum ,Tanrım cidden delirmişim:)

Neyse işte o ilk anı atlatana kadar içerde üstümü değiştirdim, çamaşır astım filan.Döndüğümde herkes sakindi.Kızım babaannesinin kucağındaydı, kocaman gözleriyle etrafı inceliyordu.Kocamla babası bilgisayar başında arabaları inceliyordu.Kızımın varlığı hariç herşey eski günlerdeki gibiydi.

Tüm gece de kendimi kaybeder gibi olduğumda hemen dışarı çıktım; çay yapmaya, çamaşırlara bakmaya, makinayı çalıştırmaya filan.Bebeğimin gazını kayınvalidem çıkarttı, altını o değiştirdi bu ikisi benim çok da sevmediğim işler bir taşla iki kuş vurmuş olduk hem ben dinlendim hem kadıncağız torununu sevmiş oldu.

Zaten 20:00 gibi gelip 22:00 gibi kalktılar.Kayınvalidem saygılı, zarif biridir.Kocam çok mutlu oldu.Dışarı çıkışlarımın nedenini bildiğinden bir kaç kez arkamdan gelip bana destek oldu.O bizim kızımız, sadece seviyorlar filan dedi.Ay böyle yazınca cidden manyak olmuşum diyorum kendime.

Bu satırları da doğumundan sonra manyaklaşma ihtimali olan başka kadınlar için ve ilerde hatırlayıp gülümsemek için yazıyorum.Doğum sonrası sapıtan o zavallı kadıncağız da okuyup delirmediğini, bu dönemin geçeceğini düşünsün rahatlasın, belki taktik alsın falan istiyorum.

Bu sabah bayağı bir koşturmacalı geçti.Sabah kocam işe giderken oturma odasının penceresini açıyor ben kalkana kadar oda havalanmış oluyor.Ben uyandığımda pencereyi kapatıp çayı konuyorum bazen kahvaltı tabağımı da hazırlıyorum.Oda yeterince ısınana kadar kızımın durumuna göre biraz daha uyuyorum ya da kızımı emziriyorum, gazını çıkarıyorum ne istiyorsa onu yapıyoruz kısaca.

Sonra kızımı oturma odasına taşıyor yavaş yavaş eşyalarını da getiriyorum.Başucu suyum, alt değiştirme örtüleri, bezler, emzirme yastığı gibi elzem şeyleri taşıyıp yerşleştirdikten sonra kahvaltımı odaya geitirip tv açıyorum.Bazen kızım uyanmış oluyor emzir, alt değiştir filan saat 14:00 a kadar bir şey yiyemiyorum.Kızım uyurken kahvaltımı yapıyor,evin işlerini hallediyorum.

Bu yazılanların haricinde kızım çığlıklar atarak ağlarken titriyorum, üstü başı batmışsa koşa koşa yeni kıyafet getiriyorum, elim ayağıma dolaşmış ter içinde bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyorum.Bazen çok önemli bir şeyi unuttuğumu mesela tam da kızımı emzirirken farkediyorum.Deli gibi susamış bir şekilde suyu unuttuğum için kendime kızıyorum ya da kumandası uzakta kaldığı için açamadığım televizyona bakıp iç geçiriyorum.

Bir sonraki yazıda alıp memnun kaldığım ürünleri yazacağım.Bu yazıları zamanında o kadar çok takip etmiştim ki, vay be.

10 Şubat 2011 Perşembe

Hamilelik

Doktor ve hamilelik dönemi yazılarımı birleştirmeye karar verdim.Aylardır hamileliğimden bahsedemeden geçen günlerin acısını çıkaracağım:) Hergün topladığım dolaplardan başka bahsedebilecek bir şey bulamıyordum.Hamilelik döneminde evi elden geçirdiğim için de yazacak tek konu dolap düzeni oluyordu maalesef:)

Hayatımın tam merkezinde olan ama benim anlatamadığım bir sır varken yazdığım yazılar çok sıkıcı ve renksizdi.Bebek mobilyası alırken yaptığım kavgalardan bile bahsedemedim:)Beni bu sıkıcı dönemde bile yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim:))

Hamile kaldığımı anlayınca daha önce infertiliteyle ilgili tetkiklerimizi yapan doktorumuza koştuk.Çok şaşırdı.Kendiliğinden hamile kalamayacağımı düşünüyordu artık tedaviye geçelim filan diyordu.Çok sevindi ama ihtiyatlı yaklaştı.İki gün sonraki kan değerlerine de bakalım dedi.Sonra keseyi bekledik heyecanla.Kalp atışı ise bir türlü görünmedi.Kalp atışını göremediğimiz cuma gününün ertesi cumartesi günü kocamla bu şehirde ultrasound konusunda çok iyi olan bir doktora gittik.Plansız yolda yürürken verilmiş bir karardı.İkimizde öyle heyecanlı, öyle mutluyduk ki o dönem ayaklarımız yere basmıyordu.

Neyse muayenehaneye gittik ve adam kalp atışını gördü:) Ultrasoundu benim doktorumun makinasından çok daha iyiydi.Bu sebeple biz de her iki doktora da gitmeye başladık.Ama ikisinin de birbirinden haberi olmadı.Kızımız yüzünü bir türlü göstermiyordu doktorlar görmeye uğraşıyordu biz rahattık içimizden 'yarın diğer doktorda görürüz' filan diyorduk:))

Kalp atışını gören doktoru hiç sevmedim.Ben bu kadar paracı bir doktora uzun süredir rastlamamıştım.Hem paracı hem de kaba biriydi.Bir de sevimli olduğunu düşündüğü ama bence aptalca bir tavrı vardı.Türkü söylemeler,saçma salak espriler(akraba evliliğimi diyor mesela hayır diyoruz karı kocadan daha yakın akraba mı olur diyor), naber kız gibi sulu zırtlak hitaplar..Son ay ona gitmeyi bıraktık zaten.Doğumu kendisine yaptırmayacağımızı anladığında yüzünü görmek isterdim.He he.

Diğer doktorum ise.. İnanılmaz zarif, iyi niyetli, kendini bilime adamış bir kadın.Kızımı ve beni gerçekten seviyordu.Kızım kilo aldığında 'oley' filan diyordu mesela.Kendimi ona emanet edebileceğimi düşündüğüm için doğumu yapmasını istedim.Doğumhaneye girdiğinde saçlarımı okşadı, elimi tuttu, doğumdan sonra aniden hastalanmasına rağmen hem gelip beni gördü hem telefonla aradı.Hala çok seviyorum onu.

Hamileliğimin ilk haftaları çok güzeldi.Ama internetten bulantının hamileliğin iyi gittiğinin göstergesi olduğunu okumuştum benim annem de dokuz ay hastanede yatarak çocuk doğuran bir kadındı ama ben de bulantının b'si yoktu.Endişeleniyordum sabah kalkıp bulantım var mı bakıyordum filan.Tabi sonra geldi dokuzuncu hafta:)

Yere serildim resmen.Su bile içemiyordum.Bir ay rapor verdiler bana işe falan gitmeyi bırakın kalkıp kapıyı açamıyordum.Zorla bir lokma bir şey yiyordum mesela sonra yatıp yirmi dakika derin nefes alarak içimde tutuyordum yediklerimi.Sonra koşa koşa gidip kusuyordum.Raporum bitti işe başladım ama altı kilo vermişim, rengim kaçık, sürünüyorum resmen.Bir de kusarken göz damarlarım çatladı gözlerim kıpkırmızı tam hortlak görüntüsü.Herkes bana acıyor filan.

İş yerinde kusmamak için kendimi zorluyorum o dönem limon yiyordum mesela.Ki ben limon yiyene bile bakamam.Ama limonun ekşisi kusmamı önlüyordu.Ağzımın tadı berbattı, yediğim hiç bir şeyden tad almıyordum.Ama acıkıyordum, yerken de lezzettini alıyordum ama bir kaç dakika sonra ağzıma iğrenç bir tad yayılıyordu, o tadı almamak için yemek istemiyordum.Beş ay böyle geçti.Sonrasında da reflüden dolayı kusmaya başladım.Asit boğazımı yakıyordu ne yaptıysam geçmedi.Son gece bile kustum.

Sonuçta incecik bir hamile oldum.Şimdi de incecik bir anneyim.Yani olabildiğince ince diyelim:) Şu an mutluyum ama o dokuz ayı gelin bir de bana sorun.

Bugün kızım annesinin ne beceriksiz olduğunu kıyafetlerinin tümünü iki kez değiştirmek suretiyle anlamış oldu.İlk başbaşa günümüzde iki kez çıplak kaldı yavrum.Bezi tam takamıyor muyum nedir üstü başı batıyor bebeğimin.

Dün gece de berbattı.Annem buradayken melekler gibi uyuyan kızım tek kaldığım ilk gece beni süründürdü.02:00-04:00 arası uyudu sonra 04:00-07:30 arası aralıksız emdi.Altını değiştirdim emzirdim ama görseniz gözler kocaman kocaman açık hiç uyuyacak tipi yok:)) 07:30 da bir serildik yatağa neyse 11:45e kadar uyudum.Sonra kalkıp kahvaltımı hazırladım evi toparladım ve kızımı uyandırdım.Altını değiştirdim (üstünü başını da ne yazık ki) emzirdim ana yine uyumuyor.16:00a kadar emdi uyukladı, üst baş değişti filan.Ben arada bir ayaküstü kahvaltı yaptım.16:00da kızım nihayet uyuyunca  çamaşır astım,kocam arayıp yemek getireceğini söyleyince mutluluktan zıpladım sonra bu yazıyı yazdım kocamı bekliyorum geldikten sonra biraz da ben uyuklarım belki.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Ağlama

Ağlamak gözlere iyi geliyorsa benim gözlerim bu ara bayağı bir temizlendi demektir.Öğlen iş arkadaşlarım geldi, insan görmek, normal hayata dönmek iyi geldi.Ki aslında öyle bir özlemim yok tüm gün kızımı kucağıma alıp oturabilirim:)Yine de bir şekilde iyi hissettim.Hayatımın çok uzak kaldığım bir parçasını hatırladım.Gelenlerin çoğu tecrübeli anneydi bir sürü şey öğrendim, rahatladım filan.

Su böreği, zeytinyağlı dolma, kurabiye ve yöresel bir tuzlu kurabiye ikram ettik.Öğlen arası gelmişlerdi aç olduklarını düşündüm.Kızıma bir sürü cici şeyler almışlar yazın giyilecek tiril tiril elbiseler, küçük etekler.

Sonrasında kızıma banyo yaptırdık.Ama zamanlamamız yanlıştı kızın uykusu vardı sanırım çünkü çok ağladı yıkanırken.Ben daha çok ağladım tabi:) Ağlaya ağlaya emzirdim.Neyseki o emerken ağlayamıyor.Uyudu sonra.Bir az önce uyanır gibi oldu ama tekrar daldı.

Annem bugün gitti.Evet bildiniz bir posta da bu sebeple ağladım.

Dün akşam kayınvalideme yine kıl oldum ve sanırım biraz kabalaştım sabah da bunun için ağladım.Bebeği emzirmişim kucağımda yanıma geldi saçlarını okşadı, eldivenlerini çıkardı uyandıracak ben de 'anne uyandırmaya mı çalışıyorsun nolur bir saat uyusun' dedim.Çok kaba değil ve o da bence uyandırmaya çalışıyordu ama yine de keşke söylemeseydim.Yüzünden kırıldığını hissettim.Kötü,kaba biri değilim ben, neden böyle şeyler yapıyorum bilmiyorum.

Annem ve babam da acayip davrandığımı söyledi.Emzirdikten sonra mesela çocuğu kayınvalidemlerden en uzak yere yatırıyormuşum:)))Bazı kadınların ilk çocuklarında böyle garip şeyler yapmaları olabiliyormuş.Yaptığımın garip olduğunu duyunca kendimi toplamaya karar verdim.Karar verince hemen olmuyor tabi bu sebeple de kocama 'bugüne kadar iyi bir gelindim bu kadar deliliğimi de herkes mazur görsün' dedim.

Aynen de öyle düşünüyorum.Mükemmel olamıyorum, depresyona girmişim, kızıma deli oluyorum, kimse sevmesin istiyorum , napayım, normal değilse de değil.Düzelirim herhalde:) Mesela şu an kayınvalidemi çok seviyorum çünkü kızımdan uzaktayken kadıncağızı önyargısız değerlendiriyorum:))))

Bir sonraki yazı da depresyonumu bir kenara kaldırıp doktorlarımdan bahsedeceğim.

8 Şubat 2011 Salı

Yazmak iyidir:)

Yarın iş yerinden arkadaşlar geliyorlar kızımı görmeye.En yakın arkadaşlarımdan oluşan altı kişilik bir grup daha önce gelmişti şimdi de başka bir grup geliyor.Bir yıl ücretsiz izin almayı düşünüyorum bu yüzden iş hayatı şu an bana çok ama çok uzak geliyor.Arkadaşlarımı ise cidden özledim.Benim gibi yabanıl, insanlara biraz uzak biri için iyi bir gelişme:)

Babam ve erkek kardeşim çok insalcıldır benim.Sosyaldirler, uçan kuşu tanırlar, bir mahallede bir saat kalsalar herkesle kanka olurlar filan.Annem ve ben ise daha uzağızdır.Bizim o mahallede yıllarca yaşasak tanıyacağımız kişi sayısı beşi geçmez:)

Bu sabah kahvaltıda bu konu tartışıldığı için yazdım.Bir saattir babam benim aile üyelerini daha sık aramam gerektiğini filan söylüyor.Bense çok da sevmediğim kişileri pek de sık aramıyorum.Hatta neredeyse hiç aramıyorum.Zaten telefonla konuşmayı çok sevmiyorum bir de kıl halamı neden arayayım ki di mi? Her açmaya sitem ediyor zaten, daha doğrusu arasam sitem edecektir yani:))))) Bir kaç kez ziyarete gittim ama.O zaman sitem etti.Haklı bulmuyorum onu.Ben gelmişim 30 yaşına son dört yıldır bir ilişki inşa etmeye çalışıyor halam.Üniversitede okurken falan hiç arayıp sormazdı.Ne bileyim kendimi ona uzak hissediyorum.

Yazmak bana çok iyi geliyor.Dünkü yazım mesela neredeyse bir iç huzuru yeniden yakalama süreci oldu bana.Lohusa depresyonunu yendim gibi bir şey.Kayınvalidemi ne çok sevdiğimi hatırladım.Bazı şeyleri ne çok büyüttüğümü gördüm.Kadın haftada bir geliyor kızımı bir kez uyandırsa ne olur ki.Duru kızım hayatında kaç kez kimler için uyanmak zorunda kalacak zaten.Bir kaç kez de babaannesi için uyansın.Önemsemedikçe içimdeki o sıkıntılı halin azaldığını hissediyorum.

Kızım yanımda uyuyor, annem hasta olan bir kaç arkadaşını ziyarete gitti.Bu kızımla ilk başbaşa kalışımız.Sakinim.Umarım o da sakin olur.Ağladığında elim ayağım birbirine dolanıyor çünkü.Bir kaç kez ben de onunla beraber ağladım.İçim parçalanıyor.Ailede alay konusu oldum.Anneannem 'kızım anneler ağlamaz sorunu çözer' diyor mesela.Ben de oturup ağlamıyorum sorunu çözmeye çalışırken ağlıyorum zaten:)

Bloglar arasında bir doğum hikayesi yazma ritüeli var.Ben de yazmak istiyorum ama öncesinde hamilelik dönemimden bahsetmeliyim.Unutmak istemeyeceğim bir dönem, hem de benim durumumda olan başka kadınlar varsa belki bir destek olur..

Kızım kıvrım kıvrım kıvranıyor sanırım uyanacak.Bize şans dileyin:)

7 Şubat 2011 Pazartesi

Aşk hali

Annem salı günü ayrılıyor.Kızımla başbaşa kalacağız.Biraz stresliyim.

Dün ilk kez banyo yaptırdım daha önce annem ya da kayınvalidem yıkıyordu ben ortamı ayarlıyor,su falan döküyordum sadece.Dün bebeğimi kollarımda tutup yıkadım,annem su döküp direktif verdi..Kocam kameraya çekti, rezil bir hatıra oldu tabi.Çok çok beceriksiz ve korkmuş bir tiptim.Gözlüğüm düştü, elim ayağıma dolaştı filan.Bir dahaki sefere lens kullanacağım ve daha rahat olacağım.Umarım.

Bir önceki banyoda kızımın suratına su döküp su yutmasına ve nefessiz kalmasına sebep olmuştum.Ağlamaktan ölüyordum.Hayatımın en büyük vicdan azabı, kendime en çok kızdığım an.Bakın şimdi nihayet yazabilecek gücü kendimde bulmuşken bile gözlerim doluyor.Meleğimin beceriksiz bir annesi var.

Bir de ben 30 yaşındayım,üniversite mezunuyum ne bileyim çömez olmamam lazım di mi?Millet 17sinde evlenip 18inde doğuruyor.

Annemden sonra düzenimi kurup bu saçma depresyondan, ağlak dönemden çıkmayı umuyorum.Tabi önce annem gidiyor diye bir süre ağlayacağım.Gerçi annem bizde kalırken kocamla uzaklaştık.Annemin yanında uzanamadığı için erkenden gidip yatıyordu, yatak odasında zaman geçiriyordu annemden sonra daha bir aile gibi olacağız bu da bana daha iyi gelecek diye umuyorum.

Bu dönemde şaşırtıcı bir şekilde kayınvalideme sinir olmaya başladım.O mu gıcıklaştı, ben mi saçmalıyorum yoksa hormonlar mı bilmiyorum ama bu dönemi kırıcı olmadan atlatmak şu ara en büyük hedefim.Ama elinizi vicdanınıza koyup cevap verin 20 günlük çocuk sevmek için uyandırılır mı sayın okur?Kadın içeri 'uyandırıcam söyliyim' diye giriyor.Bebeğim uyanınca bir tepki vermiyor ki sadece emmek ve yine uyumak istiyor.Elinde iki tur sallayıp 'annesi acıkmış' diye bana uzattığında kayınvalideme ciddi ciddi uçan tekme atmak istiyordum.Yani düşünün benim zaten göğü.slerim ağrıyor bir sürü emdirip uyutmuşum, gö.ğüslerim sızım sızımken hadi bir daha emzir.Bir de kendi uyandırmasa o çocuğun daha en az 2 saat uyuyacağını bilerek değerlendirince bu durumu daha da sinirleniyorum.

Sonra bir de öpme mevzusu var elinden eldivenini çıkarıp tükürüklü tükürüklü öptü ben de ilk öpüşte kendimi tutup ancak ikinci öpüşe 'anne lütfen öpme dayısı öpülmesin' dedi diyince bana bişi demedi ama kocama kırıldığını söylemiş.Sonra da benden gizli öpmeyi marifet saymaya başladı.Bebek telsizini unutarak:)

Hiç bir şey demedim ama bir konuşma planladım kafamda.Annem gidince o da daha bir toplar kendini sanırım.Annemi biraz kıskanıyor olabilir.Hani o tüm gün bebekle birlikte sabah akşam öpüyordur filan mı sanıyor.Zavallı annem ne bir kez öptü ne de uyandırdı.Ben bile uyandırmadım sevmek için ya.

Ay işte böyle.Kafayı çizmiş, ağlak öykücüden son durumlar bu.Daha normal zamanlarda görüşmek dileğiyle...

2 Şubat 2011 Çarşamba

Silik çizgi

Yorumları okuyorum ve çok seviniyorum ama cevap yazamıyorum.Zamanım öyle kısıtlı ki bu arada da yazı yazmak daha beklenen bir şey olur gibi geliyor.Ama Güneşli Günler'e bir şeyler yazmak isterim hamile bir kadını korkutmuş olmanın vicdan azabına dayanamam çünkü.

Sevgili GG,

Bebek sahibi olmak zor, bu anlattıklarımdan daha kötüsünü yaşayanlar vardır belki de çok daha azını yaşamışlardır bilemem ama inan her şeye değer:) Bazen hafif bir post partum depresyon durumum da oluyor, ağlıyorum, kendimi yalnız, çaresiz hissediyorum ama biliyorum hepsi geçecek ve yine söylüyorum hepsine değer.Benim hamileliğim de korkunç geçti yazınca göreceksin, senin hamilelik dönemin kesin daha iyidir.Demek ki her şey aynı olacak, aynı sıkıntılar olacak diye bir şey yok, gördün mü? Ki tekrarlamakta fayda var ; 'hepsine değer'..

Bebeğimi nasıl bu kadar uzun süre sakladığıma ben de inanamıyorum.Gevezenin önde gideniyim malum:)Mesela Lacheen ve Kitap Kurdu nun bebekleri ile aralarında neredeyse birer hafta filan vardı.Onların hamilelik öykülerini keyifle okuyordum.Onlara yorum bırakıyordum, kendimle kıyaslıyordum ama bahsetmiyordum.Yaşadığım o ilk kötü tecrübeden ötürü bir türlü elim gitmedi yazmaya.Bebeğimi kucağıma almak istedim.

Zaten zor oldu.Hatta neredeyse bir mucize kendisi.Hiç bir elle tutulur sebep yoktu ama o ilk düşükten sonra bir türlü bebeğimiz olmuyordu.Sonra kocamın saçma sapan iş değişikliği oldu, kocamla strese battık, öldük öldük dirildik ,başka şehirlere gittik neredeyse ev tuttuk, bir ton eşya taşıdık ve her şeyden bir anda vazgeçtik.Bu ara benim a.det tarihim on gün gecikti.Ama o kadar uzun süredir negatif sonuç alıyordum ki test yapmak gelmiyordu içimden.

Her şeyin iş açısından eskiye döndüğü bir gün Migrostan bir test aldım.Sabah idrarında daha net belli olur diye sabah yaptım.Kocama haber bile vermedim teste çok da bakmadım beş dakika sonra elime şöyle bir aldım ve ikinci çizgiyi gördüm.Çok net değildi ama oradaydı:) Çok net olmasa da pozitif olduğunu bildiğim için kocama bağırdım heyecanla.Yataktan şaşkın çıkıp geldi çok net olmayan çizgiye baktı içeri geri döndü gözlüklerini taktı çizgiye tekrar baktı 'hımm' dedi oturma odasına gitti bilgisayarı açıp pazar günü açık bir labaratuar buldu arayıp randevu aldı on dakika içinde evden çıkıp kan vermeye gittik.Bir kaç saat sonra 500 Beta Hcg sonucu ile anneleri arıyorduk:))

İki gün sonra sonuç ikiye katladı, keseyi kalp atışını gördük, kollar, bacaklar, cinsiyet derken o silik çizgi korkunç bir hamilelik dönemi sonrası şu an yanımda uyuyor,çok şükür:)

Korkunç hamileliğin tek güzel yanı doğumdan yaklaşık onbeş gün sonra 57 kilo olmuş olmam.Doğum öncesi kiloma döndüm zaten hemen hemen hiç kilo alamadım.Hatta ilk aylarda altı kilo falan verdim.

Hamilelik dönemi ayrıntıları, gıcık doktorum ve doğum hikayemle ile yeniden buralarda olacağım.Korkum bu yazıları okuyan insanların bebek sahibi olmaktan vazgeçmesi:)

1 Şubat 2011 Salı

Yeni anneden..

Sezeryan zor bişi.Ben nedense iki günde toplarım zıplarım herşey yoluna girer sanmıştım.Hastaneden taburcu olacağımda arabaya nasıl yürüyeceğim derdi aldı beni.Neyse ki yürüyememem normalmiş bir tekerlekli sandalye getirdiler.

Normal doğum daha zor diyor annemler ama denemediğim için bilmiyorum.Spinal anestezi oldu bebeğimi gördüm.Öyle büyülü bir an yaşamadım aslında.Yani kanlı, ellerini hırsla emen ,çıplak bişi gösterdiler bana.Ben o ara karnımda sancı hissediyor olmanın şokundayım 'aman dedim pek tatlı'.O kadar.Çıktığımda da pek bir şey hissetmedim başka birininin çocuğu gibi geliyordu.Ama sanırım evdeki ikinci günümde falan bebeğime delicesine aşık oldum, şu anda da kendisinin kölesiyim.Ona baktıkça gözlerim doluyor filan.

Spinal anestezide karnımda şiddetli bir adet sancısı hissettim sanırım ameliyatın kalan kısmında uyuttular beni.Ah ah falan diyordum doktorum 'o kadar mı ya' diyordu sonra hatırladığım sedyeyle dışarı çıktığım.

Şu ara en azından iki büklüm yürümüyorum ama çok da rahat hareket edemiyorum.İlk bir hafta en kötü dönemdi.Bebeğe alışmak, ağrılar filan.Allahtan kocasmla annem çok yardımcı oldular.Evde bebeğin altını en az ben değiştirdim diyebilirim.Ama tabi emziren tek kişi benim.Bu konuda ayrıntıya girmeyeyim ama emmek istemesin diye bebeğimin gözünün içine bakıyorum:) Devamlı da aç kerata:))

Ah yine bir çığlık gitmeliyim.Böyle korkunç annelik yazısı olur mu diye kınıyorum kendimi:)) Güzel şeyler de var merak etmeyin.Yani hepsi bu olsa kimse ikinci çocuk istemezdi di mi:))