Öykücü İzmirde
Çanakkalede deniz kenarında bir otelde kaldık.Eski ama temiz bir oteldi,limanın da kıyısındaydı, balkon manzaramız nefisti.Biraz sohbet,bir duş sonra cup yatak.Ama akşam yemediğimiz için nasıl açız anlatamam.Kocam 'yarın sabah kahvaltıda üç yumurta yiyeceğim' diyor ben ise 'bir sürü salatalık yiyeceğim' diyerek hayallerimde bile sağlıklı yeme planımı bozmuyorum.
Sabah uyanıp kahvaltıya koştuk.Sonuç hüsran.Yumurta yok bir kere sayın okur:)İşin komiği salatalıklar da bir garip.Bir kısmı çürümüş,bir kısmı çoooook uzun süre önce kesilmiş gibi:)Yine de deniz kenarında püfür püfür masamızda tatilde olmanın memnuniyetiyle yaptık kahvaltımızı.Tatilde canımızı hiç bir şey sıkmasın diye uğraşıyoruz.
Ama çıkışta resepsiyona kahvaltı hakkındaki fikrimizi söyledim.Belki farkında değillerdir,eksiklerini düzeltirler vs.Yalnız resepsiyonda çalışan kadın beni çok salak buldu sanırım zira aynen şöyle söyledi ' A,tüh.Restoran bölümünde çalışan arkadaşların işgüzarlığı'..Ya bu nedir ya siz yumurta koyun diyorsunuz ama restoran bölümü koymuyor öyle mi:) Buna kim inanır ha kim inanır? Kad.ir İnanır:P
Yolda bir uçurumun kenarında park etmiş arabalar dikkatimizi çekti.Yolculuk yaparken nerede bir kalabalık görsek duraklar etrafı inceleriz biz.Bir sürü kişi bir yerde duruyorsa orada dikkate değer bir şeyler vardır.Lokanta seçerken de kamyon şoförlerini izleriz.Nerede çok kamyon park etmişse orada dururuz.
Neyse işte kalabalık yerde durduk etrafta zeytinyağı başta olmak üzere hediyelik yiyecek şeyler satan tezgahlar ve uçurumun kenarında kurulu küçük bir kır lokantası.Lokantadan çok kahvaltı salonu,çay içilen bir yer aslında.
Hayatımda gördüğüm en sevimli gençler orada garson olarak çalışıyordu sayın okur.Ben aç değilim sadece çay alayım dedim, kocam menemen ısmarladı garson çocuk dönüp 'abi asıl aç olmayandan korkacaksın abla bütün menemeni yer şimdi' dedi.İki poz resmimizi çekti,orada görüp korktuğum bir böceği diğer bir sevimli garson kovaladı filan.
Ayvalık'a uğradık.Ayvalık tostu filan yedi kocam.Ben yemedim,aç değildim çünkü menemenden yemiştim.Çocuk haklı galiba aç olmayandan korkacaksın:)Yine deniz kenarında bir çay evi,yine sempatik garsonlar.
Hep deniz kenarından geldik,bol bol deniz fotoğrafı çektim.
İzmirliler ne kadar övünse az.Bir şehir bu kadar mı güzel olur,inanılmaz.Kızlar güzel değil ama:)Ya da biz buradayken güzel kızların hepsi tatile çıkmış bilemicem:) Şaka bir yana İzmirde herkes güzel.Egenin tamamında böyle aslında.İnsanlar sıcak,samimi ama seviyeli.Garsonlarla gülüşüp espri yapabiliyorsunuz ve onlar da kendini kaybetmiyor çok şık katılıyorlar size ,seviyeyi düşürmüyorlar filan.
Otel bulmakta zorlandık biraz.Orası pahalı,burası eski,şehirden uzak diye diye şehri iki kez baştan sona gezdik bir ara İzmirden çıktık filan:Neyse sonunda güzel,temiz bir otel bulduk çok şükür.İzmiri bayağı öğrenmiş olduk.
Çok acıkmıştık gözümüze çarpan şık ama küçük bir lokantaya girdik.İçerde bir telaş,değişik bir hava var meğer bizden bir kaç saniye önce Sert.ab Erener ve D.emir Demi.rkan orada yemek yemiş.Üstelik çantalarını unutup çıkmışlar:) Garsonlar o çantayla fotoğraf bile çektirdi:))
Şu an otelde yazımı yazıyorum.Valizimi toparladım biraz.Yeni alınanları yerleştirdim,düzenledim filan.Bir yandan da yemekteyizi izliyorum.Bu hafta hemen her günü izledik bir şekilde.Kaçırdığımız bölümleri özetten takip ettik.Banu Hanım'ın gülerek laf sokmasına sinir oldum.Yüzünde sempatik bir gülümsemeyle insanları küçük düşürecek espriler yapmayı sempatik buluyor sanırım.Bu kadını daha önceki yarışmada çok sevmiştim.Hayretler içerisindeyim.Çiğdem konusuna girmiyorum bile:)
İki gün İzmirdeyiz sonra Çeşmeye geçeceğiz.Deniz deniz deniz.
Şimdi gelsin fotoğraflar:
Dünkü yazıda bahsettiğim mercan kolye:
Menemen yediğimiz uçurum kenarındaki çay evinin manzarası:
Garsonun kovduğu böcek:
Yoldan:
