10 Temmuz 2009 Cuma

Öykücü İzmirde



Çanakkalede deniz kenarında bir otelde kaldık.Eski ama temiz bir oteldi,limanın da kıyısındaydı, balkon manzaramız nefisti.Biraz sohbet,bir duş sonra cup yatak.Ama akşam yemediğimiz için nasıl açız anlatamam.Kocam 'yarın sabah kahvaltıda üç yumurta yiyeceğim' diyor ben ise 'bir sürü salatalık yiyeceğim' diyerek hayallerimde bile sağlıklı yeme planımı bozmuyorum.

Sabah uyanıp kahvaltıya koştuk.Sonuç hüsran.Yumurta yok bir kere sayın okur:)İşin komiği salatalıklar da bir garip.Bir kısmı çürümüş,bir kısmı çoooook uzun süre önce kesilmiş gibi:)Yine de deniz kenarında püfür püfür masamızda tatilde olmanın memnuniyetiyle yaptık kahvaltımızı.Tatilde canımızı hiç bir şey sıkmasın diye uğraşıyoruz.

Ama çıkışta resepsiyona kahvaltı hakkındaki fikrimizi söyledim.Belki farkında değillerdir,eksiklerini düzeltirler vs.Yalnız resepsiyonda çalışan kadın beni çok salak buldu sanırım zira aynen şöyle söyledi ' A,tüh.Restoran bölümünde çalışan arkadaşların işgüzarlığı'..Ya bu nedir ya siz yumurta koyun diyorsunuz ama restoran bölümü koymuyor öyle mi:) Buna kim inanır ha kim inanır? Kad.ir İnanır:P

Yolda bir uçurumun kenarında park etmiş arabalar dikkatimizi çekti.Yolculuk yaparken nerede bir kalabalık görsek duraklar etrafı inceleriz biz.Bir sürü kişi bir yerde duruyorsa orada dikkate değer bir şeyler vardır.Lokanta seçerken de kamyon şoförlerini izleriz.Nerede çok kamyon park etmişse orada dururuz.

Neyse işte kalabalık yerde durduk etrafta zeytinyağı başta olmak üzere hediyelik yiyecek şeyler satan tezgahlar ve uçurumun kenarında kurulu küçük bir kır lokantası.Lokantadan çok kahvaltı salonu,çay içilen bir yer aslında.

Hayatımda gördüğüm en sevimli gençler orada garson olarak çalışıyordu sayın okur.Ben aç değilim sadece çay alayım dedim, kocam menemen ısmarladı garson çocuk dönüp 'abi asıl aç olmayandan korkacaksın abla bütün menemeni yer şimdi' dedi.İki poz resmimizi çekti,orada görüp korktuğum bir böceği diğer bir sevimli garson kovaladı filan.

Ayvalık'a uğradık.Ayvalık tostu filan yedi kocam.Ben yemedim,aç değildim çünkü menemenden yemiştim.Çocuk haklı galiba aç olmayandan korkacaksın:)Yine deniz kenarında bir çay evi,yine sempatik garsonlar.

Hep deniz kenarından geldik,bol bol deniz fotoğrafı çektim.

İzmirliler ne kadar övünse az.Bir şehir bu kadar mı güzel olur,inanılmaz.Kızlar güzel değil ama:)Ya da biz buradayken güzel kızların hepsi tatile çıkmış bilemicem:) Şaka bir yana İzmirde herkes güzel.Egenin tamamında böyle aslında.İnsanlar sıcak,samimi ama seviyeli.Garsonlarla gülüşüp espri yapabiliyorsunuz ve onlar da kendini kaybetmiyor çok şık katılıyorlar size ,seviyeyi düşürmüyorlar filan.

Otel bulmakta zorlandık biraz.Orası pahalı,burası eski,şehirden uzak diye diye şehri iki kez baştan sona gezdik bir ara İzmirden çıktık filan:Neyse sonunda güzel,temiz bir otel bulduk çok şükür.İzmiri bayağı öğrenmiş olduk.

Çok acıkmıştık gözümüze çarpan şık ama küçük bir lokantaya girdik.İçerde bir telaş,değişik bir hava var meğer bizden bir kaç saniye önce Sert.ab Erener ve D.emir Demi.rkan orada yemek yemiş.Üstelik çantalarını unutup çıkmışlar:) Garsonlar o çantayla fotoğraf bile çektirdi:))

Şu an otelde yazımı yazıyorum.Valizimi toparladım biraz.Yeni alınanları yerleştirdim,düzenledim filan.Bir yandan da yemekteyizi izliyorum.Bu hafta hemen her günü izledik bir şekilde.Kaçırdığımız bölümleri özetten takip ettik.Banu Hanım'ın gülerek laf sokmasına sinir oldum.Yüzünde sempatik bir gülümsemeyle insanları küçük düşürecek espriler yapmayı sempatik buluyor sanırım.Bu kadını daha önceki yarışmada çok sevmiştim.Hayretler içerisindeyim.Çiğdem konusuna girmiyorum bile:)

İki gün İzmirdeyiz sonra Çeşmeye geçeceğiz.Deniz deniz deniz.

Şimdi gelsin fotoğraflar:

Dünkü yazıda bahsettiğim mercan kolye:



Menemen yediğimiz uçurum kenarındaki çay evinin manzarası:



Garsonun kovduğu böcek:




Yoldan:







09 Temmuz 2009 Perşembe

Öykücü Çanakkalede..




Tekirdağdan Çanakkalenin en uç noktası Eceabat'a geldik.Oradan da feribotla Çanakkale merkeze geldik.Bugün burada kalmaya karar verdik.Çok hoş bir şehir Çanakkale.Küçük arnavut kaldırımlı sokaklar,değişik dükkanlar hımmm tam benlik.

Kendime çok hoş bir mercan kolye aldım.Çok beğendim ve taş sevgisini bana aşılayan arkadaşıma da bir tane aldım.Ona yolda Tuz Gölünden de bir kaç çeşit taş almıştım.Bir sıra ametist,bir sıra zümrüt kolye aldım bir de doğal bir ametist taşı aldım dekoratif olarak.Bu mercan kolye hepsinden güzel ama.Öyle çok beğendim ki ayna karşısında fotoğrafladım.Bir kaç güne yayınlarım:)

Tekirdağ köftenin üzerine ne yenir?Çanakkale de peynir tatlısı yenir elbette.Üzeri kızarmış olan peynir tatlısını tercih edin kızarmamış olanı ben pek beğenmedim.Kızarmamış olan biraz höşmerimi andırıyor.

Yarın Ayvalık yolcusuyuz.Belli olmaz aslında.Plansız programsız yolcularız biz.Zaten plan yapmak oldukça anlamsız çünkü hayat planları itinayla bozmaya yeminli sanki:) Mesela sabah bizim arabamız bozuldu.Servis çağırdık filan.Yani bugün yola çıkamayabilirdik bile.

Plan olmadığını özellikle belirterek bu tatilden en büyük beklentimi açıklıyorum : kabak çiçeği dolması yemek..Hiç yemedim ve İzmirli blogların hepsinde resimlerini ağzım sulanarak izledim.Benim ne anne tarafından ne baba tarafından İzmirle bağlantım var.Hatta üniversite sınavında sırf eczacılık fakültelerini yazmış olmama rağmen İzmiri yazmamıştım.O denli uzak geldi gözüme-annemin gözüne aslında-.

Bir diğer beklentimde ayçiçek tarlasında resim çektirmekti onu bugün yolda yaptım.Ayçiçeği tarlası dışardan göründüğü gibi değilmiş gerçi,beni biraz korkuttu ; resimlerde pek hayal ettiğim gibi değil:)Hele birinde eşimin burada arı vardır sözünden dolayı tedirgindim,foto çekilirken de arı geliyormuş gibi hissettim yüzümde öyle korkmuş bir ifade var ki inanamazsınız:)Korku filmi afişi olsa korkudan giremezsiniz :))

Bu tatilde bir kaç kilo aldım gibi.Bol bol yürüdük ama yine de kilo almışım gibi geliyor.Neyse Egeye yaklaştık bol zeytinyağlı yemekler,bol bol yüzme ile hemen verebileceğimi düşünüyorum.Bu akşam da yemek yemedik bir de peynir tatlısını bir porsiyon söyleyip paylaştık.Alkış:)

Çanakkaleden bir kaç foto ekleyerek yazımı bitiriyorum.Koç Müzesi fotoları hayal kırıklığına sebep olmasın aceleden bir kaç poz ekleyebildim,daha renkli daha ilginç bir sürü foto var elimde ilerleyen yazılarda hepsini göreceksiniz zaten.Yarın görüşürüz.












Öykücü Tekirdağdan bildiriyor



Bir porsiyon Tekirdağ Köftesinin ardından nihayet kendime geldim.Meydan Köftecisinden bildiriyorum.Köfteleri güzeldi yolunuz düşerse uğranabilinecek bir adres.

İstanbulda Koç Müzesine nihayet gidebildik.Açıkçası kocamın zoruyla gittim ama gitmesem çok şey kaçırırmışım.Çok güzeldi.

Milano dondurmacısına üç kez daha uğradık.Tiramisulu,fındıklı,hindistancevizli,kavunlu,fındıklı çikolatalı ve muzlu denedim.Fındıklı ve kavunlu favorilerim.İstanbulda yaşayanlkarın mutlaka mutlaka gitmesi gereken bir yer.

Zamanım kısıtlı Koç müzesinden fotolarla devam ediyorum..Yine yazarım.






07 Temmuz 2009 Salı

Öykücü İstanbuldan bildiriyor


İstiklal,Ulus,Ortaköy ve Beşiktaş.Dün gittiğimiz yerler.

Sabah kalkıp her zamanki pastanede kahvaltı yaptık,sonra Koç Müzesine gittik pazartesi kapalıymış hehe,moralimizi bozmadan İstiklale çevirdik rotamızı,İncide ben oturdum kocam profiterol yedi,Cremeria Milanoda dondurma yedik,yürüdük,yürüdük,kitapçılara girip uzun uzun inceledik,bir kaç kitap aldık,eski günlerin anısına Bereket Halk Dönere girdik,midemiz bulandı,bağırsakları bozduk:),ah gençlik dedik,sinemaya girdik,Akmerkezde fiyatlara bakıp içimizden -bazen de dışımızdan- 'yuh' dedik,denize baktık,kumpir yedik,Ortaköyden Beşiktaşa yürüdük,kocamı şaşırtarak binmemiz gereken otobüsü şıp diye buldum,otobüste kavga çıktı,herkes-biz dahil- dönüp kadınların kavgasını seyrettik,eve geldik,fotoğrafları bilgisayara aktardım.

Bugünkü hedefimiz Bakırköy,yine İstiklal caddesi,Nişantaşı ve henüz aklımıza gelmeyen yerler..

06 Temmuz 2009 Pazartesi

Öykücü tatilde

İstanbuldayız:) Öyle çok özlemişiz ki ben bile inanamıyorum.Dün İKEAdaydık.Ev için muhteşem şeyler aldım.Dolap içi düzenleyiciler,aynalar,banyo paspası,kutular,polar battaniyeler,sebze doğrama bıçakları ve daha bir sürü şey...Bir an önce yerleştirmek istiyorum.Özellikle şu uzun dolaplarda ikinci bir raf olan dolap içi düzenleyiciyi..Daha önce bir tane almıştım ve bir dolabımı resmen iki katına çıkarmıştı.Kocama öyle çok 'bundan bir tane daha alsaydım keşke,tüh ya,bir daha gidişte kesin alacağım' demişim ki İKEAda gezerken düzenleyicimi o bulup gösterdi bana:) Bak burada ne var diyerek:)

Aldıklarımızı yanımda getirdiğim bir boş valize istifledim.Belki kargoyla apartman görevlimize göndereceğiz belki de bizimle gelecek henüz belli değil.Aslında buradan gitmek şu anda düşündüğümüz şeylerden biri değil ama denizi,güneşi,kumları vücutlarımızda hissetmeyi de öyle çok özledik ki.Biraz plansız programsız bir durumumuz var ama tatil de tam olarak bu değil mi zaten:)

Sabah işle ilgili bir konuda stres yaparak uyandım.Stres yaptığım şey ta eylülün 15inde.Sonra güldüm kendime o tarihe kadar neler olacak kimbilir sen tatilin daha başında uykunu kaçırıyorsun.İşte böyle saçmalıklar olmasa insanlar belki de hiç ölmeyecek.Streslenerek hayatımdan çalıyorum,çalıyoruz.

Şu an bir pastanedeyiz, kahvaltı yaptık gazete okuyoruz buradan kalkınca Taksim,Beşiktaş ve Ortaköy maceramız başlayacak.Özellikle Taksim,İstiklal burnumda tütüyor.Çınar falan bilir ben üniversitede nereye gidelim sorusuna hep 'Taksime gidelim' cevabını verirdim:) İnci de profiterol yiyeceğiz,ilerdeki -sanırım- Milano dondrmacısına uğrayacağız hala oradaysa dondurma yiyeceğiz,sonra yediklerimizi eritmek için en az on beş kez İstiklali baştan sona yürüyeceğiz..Burada yan taraftan bir itiraz geldi:) Tamam on kez olsun:P

Asotik Krepciğim:) unutmadım fotoğrafı.Öyle yoğundum ki çekemedim.Eve gelip valiz hazırladım,evi toparladım derken bir baktım saat 23:00 olmuş karanlık çekersem rengi belli olmaz,güzel görünmez diye vazgeçtim.Bir de dolabın raflarına uygun hasır sepet arıyorum bulursam tam halini çeker koyarım diye düşündüm.Gözünden hiç bir şey kaçmıyor..

Yine yazarım:))Artık kırkbeş kişinin izlediği bir yazarım sorumluluklarım gün geçtikçe artıyor:P

03 Temmuz 2009 Cuma

Tatil

Ev temiz, eski televizyonluk boyanıp balkona yerleştirildi, dolapların ölçüleri alındı,valizleri de hazırladım mı yarın sabah erkenden yola çıkabiliriz.Yuppi.

Eve gittiğimde vaktim olmaz diye iş yerinden yazıyorum yazımı.İki haftalık bir tatile çıkıyorum inşallah, yazı yazarım en kötü fotoğraflarımı yayınlarım ama yine de beli olmaz diye bir haber verme,veda etme yazısı yazayım dedim:)

Eski televizyonluk boyama projesi tüm engellemelere karşın bitti.Başta kocam itiraz etti ; ‘iğrenç olur,olmaz,yeni bir şey alalım’ sonra boya almaya gittiğim dükkandakiler ‘boya tutmaz o malzeme’ dediler.Oda arkadaşım yağlı boya yapmanın çok zor olduğunu,yapamayacağımı söyledi.Her şeye rağmen denedim ve yağlı boya hiç de zor değilmiş, o malzeme de pekala boya tutarmış ama hakikaten rengi biraz kötü oldu:) Daha doğrusu masa ve sandalyelerin rengine pek uymadı.Tatilde boya bakacağım daha güzel bir renk bulup üstüne bir kat daha boyayacağım.Akşama resmini eklerim merak etmeyin:)

Dolapların ölçüsünü de İKEA alışverişi için aldım.Gözüme kestirdiğim dolap içi aparatları var ,pek şahane,pek kullanışlı.Önce İstanbula gideceğiz,sonra İzmir taraflarına.Çeşme,Alaçatı falan.Net bir fikrimiz yok aslında Ayvalık da uğranacak yerlerden biri olabilir direk Gökova Körfezine de inebiliriz.İşe gelmeyecek olmak,denize girmek,denizi görmek,geziyor olmak bile yeter,nereye gittiğimizin çok da önemi yok.Bakalım.

İzleyici sayım 44 olmuş.Yaşasın:)

İşte böyle.Daha mutlu,dolapları daha düzenli:P,daha koyu renkli ve anlatacak daha çok şeyi olan bir öykücü olarak geri dönmeyi umuyorum.Hoşçakalııııın:)

26 Haziran 2009 Cuma

Kırk

Bazen gazeteleri okurken algılama yeteneğimde bir bozukluk olduğunu düşünüyorum.Bir rezidansın yirmiikinci katında işlenen bir cinayetle ilgili haberler çok acayip geldi bana.Garip, saçma sapan, anlaşılmaz.Ve hiç kimse bu mantıksız durumla ilgili yorum yapmıyor.

İki mafya babası, insan öldürmekten çekinmeyen,sırf kendisini bara almadı diye bir insanı silahla vurabilecek derecede acımasız tipler daha önce hapis yatmış bir işadamıyla önemli bir konu hakkında görüşmek için toplanıyorlar.Konu ne?

'Küçük mafya babası kızarkadaşına kötü davranıyormuş,uyarmak istemişler'

:)Ay ne saçma di mi? Bir sürü kişiyi vurmuş,vurabilecek ve vurmuş olmakla ün salmış,göz korkutmuş tipler bir kadına kötü davranıldığı için toplanıyorlar.

Şaka mı ayol bu:))

Kırkıncı izleyen gelmiş,hoşgelmiş:))Hadi bakalım darısı kırkbirinciye.O zaman krkbinkere maşallah falan da derim:))